Lavanta Çiçeği Yağı

Bilimsel adı Latince “yıkanmak” dan gelen lavanta, Eski Yunan ve Romalılar döneminde sıklıkla kullanılırdı. Özellikle banyo sularına kattıkları lavanta, saflık olarak kabul ediliyordu. Güzel ve kalıcı kokusunun yanı sıra, lavanta uzun yıllardır iyileştirici etkisiyle de bilinir. Lavantanın çiçek , yaprak ve gövdesinden damıtılarak alınan lavanta yağı tıpta halen kullanılır. Lavantanın afrodizyak etkisi de uzun yıllardır bilinir. Salata ve yemek soslarına katacağınız bir kaç damla lavanta cinsel hayatınızı renklendirecektir. Lavanta ve lavanta yağı yatıştırıcı etkiye sahiptir ve uykusuzluğa iyi gelir. Çamaşırlarınızın arasına koyacağınız lavanta kesecekleri güzel ve saf kokusunun yanı sıra, rahatlamanıza da yardımcı olur. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında etkili olmasının yanı sıra, baş ağrılarına da iyi gelir. İştah açar, sindirim sistemini olumlu etkiler. Kültürü Bulgaristan, İngiltere, AB Devletleri ve Kuzey Afrika ülkelerinde yapılan lavanta, bugün Batı Akdeniz Bölgesi’ne yayılmıştır. Yabani olarak Güney Fransa’da, Orta İtalya’da, Yugoslavya’da, İspanya’da ve Yunanistan’da yaygın durumdadır. Lavanta ülkemizde, özellikle Akdeniz Bölgesinde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitkidir. Kendine has hoş kokusundan dolayı parfümeri ve kozmetik endüstrisinde kullanılmaktadır. Kare kesitli ve yeşil renkli gövdesi ikinci yılında odunsu yapıya kavuşur. Küçük, çok kokulu, lavanta mavisi çiçekleri 5-15 cm uzunlukta başaklar üzerinde yaz mevsiminde açar. Drog olarak kullanılan çiçekler, Temmuz ve Ağustos aylarında, henüz tomurcuk halinde iken toplanmalıdır. Saplarıyla birlikte toplanan çiçekler, demet halinde bağlanıp, gölge bir yere asılarak kurutulur. İyice kuruduktan sonra, çiçekler saptan ufalanarak ayrılır. Lavanta çiçeğinin karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışması üzerindeki olumlu etkisi ile saç dökülmesine karşı kullanımı onun en önemli iki özelliğidir. Genel karaciğer rahatsızlığı veya karaciğer yetmezliği şikayeti olanların imdadına yetişen bir bitkidir. Lavanta kürü, sirozdan veya alkolden dolayı zarar görmüş karaciğer hücrelerinin rejenerasyonunda (tekrar yenilenmelerinde) veya bu hücrelerin tekrar sağlıklı bir şekilde çalışmaya başlamalarında öylesine etkilidir ki, kürü uygulayan hastaların kısa zamanda almaya başladıkları başarılı sonuçlar, onları şaşırtmaktadır.